|
Forum Doğa Geziler Bisiklet Motosiklet Kampçılık Havacılık Fotoğraf Galeri Makaleler
7 Ağaç Projesi Herbirimiz günlük yaşamımızda tükettiğimiz kağıt, kalem, mobilya, yakacak gibi çeşitli gereksinimlerimiz için yılda ortalama 7 ağacın kesilmesine neden oluyoruz. Bir başka deyişle, her yıl doğaya 7 Ağaç borçlanıyoruz
10 Milyar Meşe Proje çerçevesinde herhangi bir ücret ödemeksizin adınıza 20 sms reklam gönderilmesine izin verdiğiniz takdirde, adınıza 9 meşe tohumu toprakla buluşturulacaktır. Sıfır Yok Oluş CNN Türk tarafından kamuoyuna duyurulan 'Türkiye’nin Doğa Fonu' kapsamında 'Sıfır Yok Oluş' hedefine ulaşabilmek için 10 projenin acilen uygulanması gerekmektedir.
Hasankeyf Hasankeyf'i, şu kadar kilovat saat enerji için sular altına gömen bir ülkenin geleceğini, elde edeceği elektrik aydınlatamaz.
Dünyaya Zarar Vermeden Yaşamak İklim değişimi tartışmalarına kulak verirken, "Peki ama ben ne yapabilirim" diye düşündünüz mü hiç? Haberimiz, bu soruyu sorup da harekete geçmiş bir köyün öyküsü. |
![]() Süt beyaz bir martıyım açıklarda Gemilere ben yol gösteriyorum, Buğday ve ilaç yüklü gemilere Bir kanat vuruşta bulutlardayım; Bir sürülüşte vatanım dalgalar. Cahit Sıtkı Tarancı "Bahar Sarhoşluğu" isimli şiirinde, bir martının küçücük yüreğinden kopanları bir kahraman edasıyla bu şekilde yorumluyor. Küçük martı bir kahraman, çünkü o bir kılavuz. Denizlerdeki umutları karadaki umutlara bağlayan o yüzen evlere, vuslata gidecek yolu müjdeliyor. Bir başka müjdeci daha var ki, onlar, bu gaye için varolmuş deniz fenerleri. Denizler ayrı bir dünyadır. Denizcileri, ağları, sandalları, yolcuları, martıları, hikayeleri, felaketleri ve bu felaketlerin uyarıcısı fenerleri ile apayrı bir dünya. Hemen hemen bütün fener hikayeleri 'yalnız bir fenerci', 'yalnız bir gemi' ve yanar döner ışığı ile 'yalnız bir fener' üçgenini anımsatır bize. Kimbilir fenerlerin öyküsünü anlamlı kılan da, tüm yalnızlığını içine hapsederek, ışığını göndermeye devam etmesidir belki de... Ahırkapı Feneri
Hem İstanbul Limanı'na giriş, hem de İstanbul Boğazı'ndan geçişlerde rota feneri durumundaki Ahırkapı Feneri. Bu fener Osmanlılar zamanında Fransızlar'a verilen imtiyaz neticesinde 1857 yılında Fransız Fenerler İdaresi tarafından yaptırılmıştır. Bugün hala eski güzelliğini koruyan Ahırkapı Feneri beyaz renkli ışığı ile gecenin karanlığında, yeryüzüne inmiş bir yıldız gibidir, önünde Marmara Denizi'nin engin maviliği, ardında İstanbul'un surlarını aşan kozmopolit bir yaşam... Boğazın Marmara girişindeki Yeşilköy ve Ahırkapı fenerleri gibi, Karadeniz girişinde de Rumeli ve Şile fenerleri durmaksızın yanıp sönmektedir. ![]() Gemilerin Karadeniz'den İstanbul Boğazı'na emniyetle giriş yapmalarını sağlamak üzere 1856 yılında Fransızlar tarafından tesis edilen Rumeli Feneri, bir yönüyle diğer bütün fenerlerden ayrılıyor. Fener kulesi içinde Sarı Saltuk Hazretleri'nin mezarının bulunduğu iddiasıyla buranın aynı zamanda bir türbe haline dönüştürülmesi Rumeli Fenerini halkın ziyaret ettiği kutsal bir mekan haline de getiriyor. Rumeli Feneri, karşı kıyıda duran Şile fenerinden güç alarak, adını verdiği köyün doğal ve sıcak ortamı içinde Karadeniz'in deli dalgalarına baş kaldırıyor. Türbenin yanıbaşındaki çeşmeden su dolduran Rumeli feneri köylüleri, bu fenerdeki türbenin hikayesini şöyle anlatıyor: "Fenerin Fransızlar tarafından ilk inşası esnasında kule birkaç kere yıkılmış. Bu durumu gören köyün ileri gelenleri burada bir yatır olduğunu ve kulenin bu yüzden yıkıldığını söyleşmişler Fransızlara. Bunun üzerine önce türbe yapılmış, üzerine de 3 kademe şeklinde 30 metre yüksekliğinde kubbe inşa edilmiş. Fenerin ışığının görüş mesafesi 18 mil olup, ilk inşa edildiğinde gazyağı ile çalışırken bilahare asetilen gazı kullanılır olmuş. Bugün Rumeli Feneri, gelişen teknolojinin gereği olarak elektrik enerjisi ile çalışıyor. Türkiye'nin En Büyük Feneri Şile'de
Karadeniz'de kıyı emniyetini sağlayan iki fener var ; Rumeli Feneri ve Şile Feneri. Şile Feneri de, diğer büyük fenerler gibi, Osmanlı imparatorluğu zamanında verilen imtiyaz neticesinde Fransız Fenerler İdaresine yaptırılmıştır. 1859 yılında yaptırılan bu fener aynı zamanda Türkiye'nin en büyük feneridir. Deniz seviyesinden 60 metre yükseklikteki kayalıklar üzerine 110 cm. kalınlığında taşkule şeklinde inşa edilmiştir. Şile Feneri'nde ışığın görünüş mesafesi 20 deniz milidir. İlk dönemlerde ışık kaynağı 3 fitilli gaz lambası olan fener, 1968 yılında elektriğe çevrilmiştir. Arkasına Şile'nin şehir yaşamını alan bu fener 8 adet göz şeklindeki gelip geçen gemilere adeta göz kırpıyor. Fener kurmalı devir makinesi sistemi ile çalıştığı için fener görevlisi tarafından iki saatte bir kurulması gerekiyor. ![]() Batılıların "lighthouse" olarak adlandırdıkları bu ışık evleri, İstanbul kıyılarındaki ışık kütlelerine inat bir başlarına yanıp durmaktalar. Bebek'ten Ahırkapı'ya, Fenerbahçe'den Kızkulesi'ne, Yeniköy'den Rumeli'ye, Filburnu'ndan Paşabahçe'ye, Yeniköy'den Dikilikaya'ya kadar irili ufaklı değişik yapı ve çeşitte birçok fener, felaket getiren sığ suları haber veriyor denizlerin seyyahlarına... Ülkemiz kıyılarında değişik tip ve özelliklerde 369 adet deniz feneri var, bunların 37 tanesi İstanbul boğazında.. İstanbul Boğazı'nda özellikle 1800'lü yıllardan sonra çoğalan gemi geçişlerinde kaza riskinin artış göstermesi üzerine fenerler inşa edilmeye başlandı. O günden bu güne irili ufaklı/devirli çarklı, çok sayıda ve çeşitte inşa edilen fenerlerden Yeşilköy, Ahırkapı, Rumeli ve Şile Fenerleri tarihi öneme sahip. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen kendi teknolojimizle inşa ettiğimiz fener yok. O dönemler yapılan fenerlerin hemen hemen tamamı Fransız Fenerler İdaresi tarafından inşa edilmiş, İstanbul kıyılarına ilk olarak fener yapılmasına boğaz girişinde meydana gelen önemli bir deniz kazasından sonra ihtiyaç duyulmuş. 1755 yılında Mısıra ticaret eşyası götürmekte olan Hacı Kaptan idaresindeki bir kalyon, geceleyin Kumkapı'da karaya oturmuş. Olayı haber alan zamanın padişahı III.Osman, Sadrazam Said Paşa ile Kumkapı'ya gitmiş ve kalyon ve gemicilerin kurtarılmasını izlemiş. Bu arada gemicilerden birinin, "Eğer burada sur ferinde bir fener yapılıp, her gece kandiller yanarsa böylece uzağa giden gemiler ışığı görüp yollarını bulurlar ve kazaya uğramazlar" demesi üzerine, III.Osman'ın talimatıyla Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa tarafından Ahırkapı'da ilk fener yaptırılmış, Marmara Denizi'nden seyirle İstanbul Boğazı'na giriş yapan gemiler ilk önce tarihi Yeşilköy Feneri'yle karşılaşır. Böylece gemiler Boğaz giriş rotalarını tespit etmiş olurlar. 1856 yılında Fransızlar tarafından taş kule olarak inşa edilen bu fener, ilk önce Ayastafonos olarak adlandırılmış. Yeşilköy Burnu'nda bulunan fenerin ismi daha sonra bulunduğu semte uygun olarak değiştirilip, Yeşilköy Feneri adını almış. 23 metre yüksekliğindeki taşkulenin yanısıra bir de lojmanı olan Yeşilköy Feneri, 1945-1988 yılları arasında 3 kez restore edilmiş. Farklılaşan bir dünyanın tam ortasında, olanca klasizmi ile varlığını korumaya çalışan Yeşilköy Feneri, değişime ayak uydurmak istemiş olacak ki, şimdilerde dördüncü restorasyonunu görüyor. İĞNEADA FENERİ
Batı Karadeniz den İstanbul Boğazına doğru giriş yapan gemilerin Türk karasularına girdiklerinde ilk gördükleri fener olan İğneada feneri, hırçın Karadeniz'i Kırklareli'ne ait İğneada'nın İğneada burnundan seyrediyor. Oldukça rüzgârlı bir burunda yer alan fener ve bitişiğinde bulunan fenerci koğuşu dışında tarlalar, yabani incir ağaçları, daha gerisinde ise Karadeniz panoramasını fenerle beraber seyreden yazlık villalar bulunuyor. İğneada liman platosu arkasına çıkılan yol ile yanına kadar araçla gidebilme imkânı olan İğneada deniz feneri önünde tertemiz havayı teneffüs edebilir, derin nefes alırken Karadeniz'in ufuk hattına bakarak gözlerinizi dinlendirebilir, fener çevresine yapacağınız turla İğneada gezinizi tamamlayabilirsiniz. KIZKULESİ FENERİ ![]() Marmara denizinden İstanbul Boğazına giriş yapan gemilerin sağında Fenerbahçe feneri, sol taraflarında Ahırkapı feneri yer alırken tam karşılarına Kızkulesi feneri çıkıyor. Tarihi, efsaneleri bir yana Kızkulesi, bulunduğu yer olarak İstanbul siluetinin seyredildiği en güzel panoramaya sahip eşi benzeri bulunmayan bir mevkide yer alıyor. ![]() Yoğun deniz trafiğinin içinde gece gündüz hizmet veren fener, bulunduğu adanın turistik gezilere açılmasıyla eski yalnızlığına tezat, sayısız kişi tarafından görülüyor. 25. Aralık. 1857 yılından beri hizmet veren ve kırmızı çakan fener, kâh şehir hatları vapurlarını, kâh feribotları seyrederken İstanbul boğazı geçişi sırasında nefeslerin tutulduğu LPG yüklü tankerlere de yön verirken, yelken yarışlarının yapıldığı özel günlerde şiirsel güzellikler arasında kalıyor. Kızkulesi'ne gitmek isteyenlere ulaşım Salacak sahilinden Kızkulesi'ne yolcu taşıyan teknelerle sağlanıyor. FENERBAHÇE FENERİ
İstanbul'un Anadolu yakasında Fenerbahçe burnunda yer alan fener son yapılan düzenlemelerle güzel bir gezinti alanının uç noktasında bulunuyor. Adaları, Moda kıyılarını, Sarayburnu ve Marmara'yı seyreden konuma sahip fenerin önünden ada vapurları, deniz otobüsleri, Kalamış marinaya giriş çıkış yapan tekneler geçiyor. Fener çoğu zaman yelken yarışlarına da tanık oluyor. Çevresinde bulunan yaşlı anıt ağaçlarla çevrili parkta ise sevgililer kol kola gezerken, yaşlılar, banklarda dinleniyor, çocuklu anneler trafikten uzak huzurlu ve sakin ortamın keyfini sürüyorlar. Fenerbahçe fenerinden İstanbul'da gün batımını seyredenler bir başka romantizm kazanıyorlar.
HOŞKÖY FENERİ ![]() Marmara Denizi Tekirdağ kıyılarında yer alan Hoşköy de ki rota feneri Hoşköy (Hora) fenerindeyiz. Metal bir kule ve fenerci koğuşu ile tamamlanan yapı Marmara'yı, Hoşköy'ü, balıkçı barınağını yüksekten seyreden bir tepede yer alıyor. Kule yanına araçla çıkılabildiği gibi, arkasından tarlalara giden toprak bir yol bulunuyor. Fener kulesi çevresinde, meyve ağaçları ve kır çiçekleri göz okşarken, kule ile deniz kıyısı arasından geçen Mürefte sahil yolu üzerinde yazlıklar fenere en yakın komşu yapılar olarak yer alıyor. ![]() Bir rota feneri olan Hoşköy feneri 1861yılında deniz seviyesinden 50 m yükseklikte. Fransa'dan özel olarak kule malzemesi saç ve putrel demirlerle Fransızlar tarafından inşa edilmiş. 20 metre yükseklikte ki kule günümüzde de bu orijinal halini koruyor. Eski ismi Hora olan Hoşköy feneri, önceki yıllarda gaz yağı ile çalışırken günümüzde işlevini elektrik enerjisi ile gerçekleştiriyor. Işığın görünüş mesafesi 19 deniz mili olan, dönmeli (devvar) Hoşköy feneri iki saate bir kurulan sarkaç sistemi ile çalışıyor.
KEFKEN ADASI DENİZ FENERİ ![]() İskeleye yanaşır yanaşmaz rakı yapımında kullanılan kendi kendine yetişmiş anason bitkileri kokuları ile ilginizi çekmeye başlıyor. Defne ağaçlarının hâkimiyetinde ki adada, fener kulesine ulaşmak için, anıt haline gelmiş, kimsenin temasıyla karşılaşmadan büyümüş incir ağaçları, zakkumlar arasından geçiliyor. Oldukça bakımlı ünitelerin bulunduğu, Karadeniz'in sert rüzgârına, ayazına, iklim koşullarlarına dayanıklı kalın duvarlı yapıların bulunduğu tepede Bembeyaz gövdesiyle deniz feneri yükseliyor. 30 Kasım 1879 tarihinde inşa edilmiş olup, sonraki yıllarda yenilenen deniz feneri karadan çekilmiş deniz altı hattı sayesinde elektrikle çalışıyor. Fener ışığı 15 mil uzaklıktan görülebiliyor, 360 derece görüş açısına sahip fener kulesi, Ereğli, Amasra, Trabzon yönüne giden gemilere yön veriyor. Denizden 13 metre yükseklikte, 14 metre kule boyu ile adayı süslüyor. 3 saniyede bir 3 çakıyor, 6 saniye dinleniyor. Kafken Adası içinde barındırdığı kale kalıntıları, antik sarnıçları gibi tarihi eserlere sahip olması nedeniyle sit alanı ilan edilmiş. Deniz feneri ve gemi kurtarma görevlileri, dalgakırana sığınan tekneler dışında ziyaretçisi olmuyor. GERZE FENERİ ![]() Karadeniz'in Sinop ili Gerze sahilinde deniz seviyesine yakın bir burunda dalgalarla çarpışan, adeta sürekli yıkanan deniz feneri, çevresinde dolaşma imkânı bulunan geniş bir platformla ziyaretçileri karşılıyor. Kıyıda ki yeri, yerleşim birimlerine çok yakın olmasına karşın, yalnızlığın buram buram yaşanıp, hissedildiği, huzur veren, senarist olup film, fotoğraf çekmeye özendiren özel bir konuma sahip. Etrafında bulunan balıkçı barınağı ve dalgakıran, arkasında yer alan restoranla bütünleşip seyir ve hoşça vakit geçirecek kompozisyonlar oluşturuyor. Fenerde yaşayan bulunmuyor.
GELİDONYA FENERİ ![]() ...
Akdeniz'in kılavuz fenerlerinden biri olan Gelidonya deniz feneri Antalya'nın Kumluca İlçesi Taşlık Burnunda yer alıyor. Türkiye kıyılarının en yüksek feneri olup 227 m yükseklikte ki fener denizden 3 km içerde yer alıyor. Sivri kayalıklar üzerinde inşa edilen ulaşımı oldukça zor olan Gelidonya Fenerine elektrik ulaştırılamadığı için günümüzde bile hala elle kurularak çalıştırıldığı belirtiliyor. Doğanın yalnızlığında, çam ağaçları kokuları arasında Akdeniz güneşiyle yıkanan Gelidonya Feneri altında bulunan tarihi Likya antik yolu, bilhassa yaz aylarında Adrasan, Kumluca gibi tatil köylerine gelenlerin kullandıkları güzergâhta, uzaktan da olsa tüm heybeti ile görülüyor. |
Kitewing
Yelkenliyle Dünya Turu Hakan Öge
Fenerler
Kutupta Türk bayrağı
Kemal Merkit BAE
Dakar Macerası
Kaçkar'a dalmak
Romaniacs
Kampçılık
Triatlon
Orienteering
Üç Nokta … Türbülans
Yamaç Paraşütü malzemeleri |